9/11/2008 · Kategori: İç Politika ve Siyaset

"Ulus devlet" şeytan icadımıdır?

"Yeni dünya düzeni, Demokrasi, özgürlük, eşitlik, halkların özgürlüğü, Turuncu devrimler, kadife devrimler, Soros'çular, cemaatler, etnik ayrımlar, küreselleşme, Tanzimat, federasyon, azınlık, mezhepsel özgürlük"...

 Bu kelimeler artık kimseye yabancı gelmiyor değil mi? Bunlar artık doğu coğrafyasının gün içerisinde temcit pilavı gibi kullandığı ana başlık olarak "Doğuya Özgürlük" parolası ile çıktığı ama kökünde atomlarına ayrılmış halk topluluklarının yattığı batının doğuya özel siparişi yeni dünya düzeni. Batı topraklarının genişlemesi ve dünya hâkimiyeti konusunda doğuda yok etmedik kültür bırakmamak adına adeta ant içmiş.

 "Ülkelerin büyüklükleri yüzölçümleri ile değil üzerindeki medeniyet, kültür ve tarih mirasının zenginliği ile değerlendirilir."

 Batı dünyası binlerce yıldır mücadelesini verdiği dünya hâkimiyetinin çözümünde yeni bir yol aşamasına girmiş durumda. Son 30 yıldır doğuda aydınlarca, felsefecilerce, yazarlarca konuşulan tek konusu bu.

 Şimdi Türkiye'de faaliyetteler. Türkiye'nin en büyük sorunun farklı etnik kökenleri ile olan anlaşmazlıklarının sorun olduğunu düşünüyorlar. Çözüm olarak ta tıpkı Yugoslavya'da, Gürcistan'da, Irak'ta, Lübnan'da yaptıkları gibi etnik kökenlere kendi tarzlarında özgürlük parolası ile yola çıktılar ve ülkelerin anayasalarına bu görüşte maddeler eklemekle uğraşıyorlar.

Yugoslavya'da bir arada kardeşçe bir ulus olarak yaşayanların hepsini ajanları ile birlikte birbirine düşman ettiler. Tüm kökenler anayasaya yerleştirilen etnik özgürlük ve hakları için isyana kalkıştılar. Hırvat ayrı özgürlük peşinde koştu, Boşnak ayrı özgürlük, Slav ayrı özgürlük, Sırp ayrı bir özgürlük... Sonuç ne oldu? Parçalanmış ve etnik parçacıklara ayrılmış ufak ama kontrol edilebilir devletçikler. Koca bir uygarlık yok oldu gitti. Herkes komşusu ile ekmeğini paylaşırken şimdi dünyada en nefret ettiği insan haline dönüştü.

Bizde de durum böyle. Şu topraklara bakın. Binlerce yıldır buradayız. Binlerce kökenden insan bir aradayız. Trabzon'u, Rize'yi Laz kültürüyle zevkiyle donatan Karadenizlinin verdiği kıpır kıpır enerji ile dolduran evlerini kimler inşa etti. Ya da Diyarbakır'ın, Mardin'in o mistik tarih kokulu evleri ile zengin bir doğu kültürünü bu topraklara hediye edenler hangi dünyaların insanlarıydı. Binlerce yıldır iç içe yaşayan bir dostluk bir kültürün hediyesidir bunlar.

İşte ulus devlet olmanın verdiği güzellik burada yatıyor. Edirne'den kalkıyorsunuz ve Mardin'in binlerce yıllık eşsiz kültürünü oranın halkıyla birlikte tatmaya gidiyorsunuz. Oradaki bir kızı seviyorsunuz evleniyorsunuz. Ya da hayatı boyunca deniz görmemiş bir doğulunun Akdeniz sahillerini gördüğündeki heyecanını bir batılı ile paylaşmasını bize ne sağlıyor. Etnik kökenimiz mi? Hayır içerisinde onlarca halkın huzur ve sükûnet içinde yaşadığı ulus devlet sağlıyor. O sarıyor Anadolu'daki şefkati o serpiyor üzerimize.

Son otuz yıldır bir iğrençlik dönüyor. Batı bazı aydınları, yazarları, çizerleri, aristokratları eline almış ve Ulusalcılık kavramını yok etmeye, parçalamaya çalışıyor. Sanki bir şeytan icadı. Özgürlüğün, demokrasinin sanki azılı düşmanıymış gibi gösteriliyor kavramlar. Bizi bir arada tutan neydi bugüne kadar. Her gün yazılarında Ulusalcılık düşmanı yazıları ile kimlerin beyinlerini yıkamaya çalışıyorlar. Üç beş kendini bilmez karanlık odağı Ulusalcılık kavramının üzerine oynatıp halkı birlik ve beraberliğin, renk ayrımının olmadığı bir kavramdan soğutmak için yapılan çalışmalar kendini hiç mi belli etmiyor.

Bakın izleyin hepsi Liberal demokrat merkez sağcı kimlikleri ile tanınıyorlar. Batının desteklediği, para pompaladığı şirketlerden maaşlarını alıyorlar. İşleri güçleri Millet kavramı üzerinden saldırı yapmak. Ulus devlet kavramını yok etmek. Sınırsız tolerans ile etnik özgürlükler sağlamak ve ülkeyi parçalanmaya sürüklemek. Ve bu insanlar Türkiye'nin en büyük medya kanallarında her gün bunları tekrarlıyorlar. Ulusalcılık öcüdür, Ulusalcılık bölücülüktür. Tüm iktidar hırslarıyla özgürlükçü düşüncelere kilit vurmaya çalışıyorlar.

"İktidar ve hırs arzusu dejenere olmuş bir toplumun markasıdır."

Türkiye'de bu batı yalakası medya örgütlenmesi son sürat birlik, beraberlik kavramını yok eden köşe yazıları yazarken tüm ulusalcı, ülkenin birlik ve bütünlükten yana olmasını savunan yazarları ise ekranlardan uzaklaştırıyorlar. Kıytırık kenar ve köşe yazılarında halkın çok uzağındaki noktalarda demeçlerini ancak ve ancak didik didik araştıran bir kısım insana ulaştırabiliyorlar.

Türkiye'de darbe havası egemendir. Bir de halk sınıfındaki gelişmelere bakın. Hem de Demokrasi'nin faaliyette olduğu bir dönemde. Arkadaşlar, dostlar iyi takip edin. Bir zamanlar her Cuma çıkışında kiminin beğendiği kiminin beğenmediği milli görüş tabanındaki kişiler Amerikan, İsrail zulmünü protesto için cami çıkışında gösteriler yaparlardı. Şimdi göreniniz var mı? Ne oldu onlara. Hepsi sustular ya da susturuldular. Birçoğu liberal demokrasinin nimetlerinden faydalanmak için gelenekçilikten yenilikçiliğe doğru adım attılar. Anadolu'nun batıya olan isyanıydı onlar. Kabullenmeseler de anti-emperyalist açılımları vardı. Ya da İstanbul'un tenha köşelerinde ellerinde sol bir dergi ile batının zulmüne dur diyen gençliğe ne oldu. Ya sus emri aldılar sustular ya da isyan ettiler ve susturuldular. 

"Vatanseverlik ve Fedekarlık duygusu bağımsızlıkçı bir ruhun ilham kaynağıdır".

Türkiye'de demokrasinin var olduğu söylense de Gestapo düzeni egemendir. Tüm muhalif sesler düşüncesine, fikrine, zikrine bakılmaksızın susturuluyor. Ergenekon denen örgütlenmenin içerisinde bile Milli görüşçü bir grup vardır. En azılı sol ile birlikte hareket edebilmektedirler. Demek ki muhalefet için renk ayrımı yoktur.

Türkiye'de beceremedikleri her şeyi Ulus devlet olmamıza bağlamaktadırlar. Geçmiş hükümetlerin bu yöndeki çalışmaları şimdiki hükümetler döneminde de devam etmektedir. Türkiye batının istekleri doğrultusunda sürekli taviz vermek zorunda bırakılıyor. Bu tavizlere isyan edenlerin ise sıfatı "Ulusalcı". Türkiye'de liberalci olmayan, küresel sermaye safsatasına inanmayan kim varsa bu damgayı yiyor. Ulus devlete her türlü etnik kökenin binlerce yıldır özgürce yaşadığı bu coğrafyanın insanın ihtiyacı vardır.

"Bir millet her yönden başka bir egemenliğin altında yaşıyorsa ve bundan hiçbir sıkıntı

duymuyorsa yaratılmışların içerisinde en başıboş yaratık olarak dolaşmaktadır."

Batı'da bile A.B.'nin yarattığı kimliksizlik üzerinde sıkıntı gören kurucu devletler vatandaşlarına tekrar bilinci kazandırmak üzere en sert milliyetçi fikirleri uygulamaya koymuştur. Almanya vatandaşlık için dil şartını en sert noktaya getirmiştir. Ama iş doğuya gelince büyük özgürlükler ve sınırsız tolerans istenmektedir.

Bakın asrısaadete peygamberimizin etrafındakilere bakın. Bir kısmı Anadolu'dan geldi. Bir kısmı Arap yarımadasından ya da Afrika'dan. Her yerden geldiler ve huzur ve barış içerisinde bir devlet kurdular. Birbirlerine karıştılar evlendiler. Bir toplum oldular. Tek bir fikir altında sosyal bir devlet kurdular. Hiçbirisi etnik kökeni için ezilmedi hor görülmedi. Ulus devleti gibi yaşadılar.

Türkiye gizli kapaklı bir örgütlenmenin çevirdiği dalavereler ile Ulus devlet yapısından vazgeçemez ve vazgeçmemelidir. Türkiye bu süreçte yıpratılmakta olan ulusal birlik kavramına sıkıca sahiplenmelidir. Bu gizli kapaklı örgütlenmenin bu kavramlarla uzaktan yakından bir alakası olamaz.

İşte arkadaşlar batı bizim değerlerimize, birliğimize, beraberliğimize bu gücümüzle saldırmaktadır. Doğu insanının gönül zenginliğini, misafirperverliğini, dostluğunu, kardeşliğini bozacak olan batının bu kirli oyunlarıdır. İçerisinde tüm zenginliği barındıran ulus devletimiz ve bunun savunuculuğu olan Ulusalcılık kavramının içini boşaltmak isteyen onu şeytanlaştırmaya çalışan bu kirli ellere karşı tek yürek tek bile olmak gerekli. Her şeyimiz binlerce yıldır kimsenin boyunduruğu altında yaşamamış bu milletin bağımsız devletimizin birliği ve beraberliği için eskisinden daha fazla bu kavramlara sahiplenmesi.

 "Bağımsızlık denizde kulaç atmaya benzer; atılamayan her kulaçta deniz sonsuz esarete doğru dibe çeker."

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »