11/4/2009 · Kategori: İç Politika ve Siyaset

Müttefik ol yeter!!!...

Davos macerasının üzerinden fazla geçmeden Obama'nın Türkiye'ye teşrif haberiyle birlikte baya hareketli bir dış politika gündemi içerisine girdik. Gerçi içerideki liberalci dostlarımız hariç -ki bir çoğu küreselleşmenin ne olduğunu çokta önemsemeden batının bize ucundan gösterdiği her türlü birliğe girebilmek için mücadele vermekteler. Bu da işin ayrı bir boyutu.

Obama gelmeden aklıma ilk gelenlerden birisi Ruhban okulu, Kuzey Irak'ta kurulması muhtemel Kürt devleti, Ermeni meselesi,İran meselesi, Kıbrıs meselesi, Kafkaslardaki gelişmeler, Tabzon'da yeni bir üs kurulması, Irak'ın gelecekteki güvenliğinin sağlanması, Ekonominin yeniden batının kontrolü altına alınması gibi bir çok mevzunun muhakkakki önümüze tekrar getirileceği
ve ne kadarının Türklerden koparılırsa kar sayılabileceğini az çok tahmin edebiliyorduk.

Obama'nın gelişi elbetteki batının finanse ettiği sivil toplum ve medya kuruluşlarınca iyi bir organizasyonla ve isimdeki "HÜSEYİN" adı ön plana çıkartılarak bundan önceki birleşik devletler başkanlarına uygulanan sevecen politika harfi harfine yerine getirildi.

Amerika'nın Türkiye'ye gelen 5. başkanı olan Obama için güzel bir program hazırlanmıştıda. Önce Anıtkabir'de bizi okşayacak bir Atatürk metni ile iyice şirinleştirildi. Asıl bomba bir yerde patlayacaktı ve bomba mecliste patladı. Yine çok iyi kurgulanmış bir metin ile Abdulmecid'in taşlarından girdi konuşmasına. Herkesin keyfi yerindeydi. Mecliste alkışlar üstüne alkışlar kopuyordu.

Obama durumdan memnun. Muhafazakar liberal iktidar karşısında, solcular, milliyetçiler, Kürtçüler, demokratlar, Kemalistler ve biraz yukarısında Ordu erkanı hep birlikte bir aradalar. Bundan güzel fırsat var mı?

Sırayla Kürt meselesi, Ermeni meselesi ve Ruhban okulunu alkışlardan başı dönmüş 550'ye bir güzel dinletti. Ortamda soğuk hava essede nede olsa bu "Hüseyin"di. Şirin adamın tekiydi. Arkasından Sultanahmet'te sıcak manzarların arkasından herkes memnun kaldı bu ziyaretten.

Evet 5. başkanda geldi. Roosvelt, Nato için geldi, Baba Bush Irak için geldi, Clinton medeniyetler ittifakının başlangıcını verdi. Ardından oğul Bush Irak ve Kürdistan için geldi. En son olarak Obama ise Ermeni Meselesini ve Ruhban okulu meselesi başta olmak üzere diğer gelenlerin temennilerini tekrarladı. Peki biz ne hatırladık. Hep güleryüzlü,sevecen Amerikan başkanlarını.......

Hep müttefik sözcüğü dillerde dolaştı. Yeni bir sayfa açılmıştı. Wilson'dan bu yana Sevr mücadelesi veren batı yine Sevr'i üzerimize sürdü. Fakat biz yine bildik manzaralarla uyutulduk.

Birazda Nato genel sekreterliği krizinden bahsedelim. Erdoğan, Davos'ta bir Kasımpaşa çıkışı ile milletimizin yüreğine su serpsede yine bize hüsranlar toplantıda konuşan Rasmussen'den geldi. Özür dileyecekti. Roj TV hakkında umut verecekti. Yuvarlak konuşmalar ile hepsini unutturdu.

Olmadı.... Yine soğuk su içen tarafta biz yer aldık. Dış siyasette yaşadığımız son bomba ise Davos'ta soğuk rüzgarlar esen İsrail-Türkiye ilişkilerinde gerilen ilişkilerin arkasından ortamı yumuşatma adına ortak Konya'da tatbikat tekliflerimizi geri çeviren İsrail'in postası oldu.

Yani Türkiye son 60 yıllık beceriksiz dış politikalarına yenilerinieklemeye devam ediyor. Ama olsun. Gelen Anıtkabir'e gidiyor, Sultanahmet'e gidiyor Muhafazakarından, Kemalist'ine bizi mesut mutlu ediyor ya.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »