Köleleştirilebillir Halklar
Türkiye'de gelir adaleti ve düzensizliği bu kadar açılırken halkın "komformist" bir yapı içerisinde olması gerçektende ürkütücü. Toplum acaba sınıfsızlaştırma operasyonu ile karşı karşıya mı? Özelliklede ağırlığı Müslüman bir toplum olan Türkiye'de inançlı insanların "işittik ve itaat ettik" eylemini artık mevcut siyasi iradeye de uygulaması işe en vahim noktası.
Türk halkı köleleştirilirken isyan etmemesindeki en büyük nedenlerden birisi inanılmaz derecede lüks hayata alıştırılması ve lüks yaşamın getirdiği nimetler ile birlikte gözünü dış dünyaya kapatması için batılı güçler ellerinden geleni yapmaktadır.
Bahsedilen magazin programlarının büyük bir çoğunluğu batı icadıdır. Bunlar batıdaki işçi-ploreterya sınıfının sömürülmesi içinde kullanılmakta olan beyindeki gerçekleri görmeyi etkiyi söndürecek olan işkence aletleridir. Bunlar uzmanca kişiler tarafından hazırlanan psikologlarca deney edilen izlentilerdir.
Halk tepkisizleştirilmesi işte böyle meydana çıkmaktadır. Batıda bilim siyasallaştırılmış ve batının sermayesine sermaye katmak amaçlı çalışmaktadır. Avam kesimi dediğimiz alt kesim artık hipnoz altında. Dozajı düşük uyuşturucu ile verilen bu psikolojik uyuşturma taktikleri hemen hemen her kanalda var.
Bakın Türkiye'deki her kesimi etki alanlarına almaktalar. Özellikle evin reisi ve egemen gücü konumundaki anneye evde yalnız kaldığı sabah vakitlerinde aile içi şiddetin, pisliğin, kirliliğinin zirve yaptığı izlentiler bu batılı istihbarat servislerinin verdiği dozajda seyrettirilmektedir.
Sadece anneler için değil. Muhafazakar toplum ki Türkiye'nin en büyük fikir topluluğu sayılabilecek toplum ise bazı kanallarda verilen dizilerle adeta esirleştirilmiş isyanın, haykırmanın öcüleştirildiği yapımlarla adeta dibe doğru itilmiş ve susturulmuştur. Bununla birlikte batıya açılmış ve yeni nesil gençlik olarak tanımladığımız gruplar ise isimleri bile bizlere değişmeden gelen kanallarda sabahtan akşama kadar batı kültürünün etkisindeki dizilerde beyinleri batıcı bir fikirle uyuşturulup tepkisizleştirilmektedir.
Türkiye'de artık sınıf, toplum kavramları eritilmektedir. Türkiye'de sadece batılı bir burjuvazi ve alt tarafta da ona imrenen ama onun gibi olmak için tüm değerlerinden, inançlarından, kültüründen, içinde bulunduğu sosyo yaşamdan bir anda kopacak ve kimliğini kaybedecek bir halk topluluğu kalmıştır. Tek tip toplum modeline doğru ilerleyiş vardır.
Köylü sınıfı denen sınıf karakutu sayesinde tamamen şehirleştirilmiş ve artık köy hayatını ikinci evleri olarak görmeye başlamaktadırlar. Çocuklarını okumak için büyük şehirlere gönderen bu grubun artık bir ayağıda şehirdedir.
İşçi, emekçi sınıfı dünyada devrimleri gerçekleştirebilecek en önemli sınıfların başında gelmektedir fakat "tepkisizleştirme" operasyonlarında en büyük darbeyi onlar almıştır. Zaten geri kalan bu adaletsizliklere isyan eden gruplar bile tek eylem günleri olan 1 Mayısta lokallerinden, derneklerinden polis baskısıyla çıkıp seslerine bile duyuramamışlardır.
Rahmetli Attila İlhan'ın bir söylemi vardır. Türkiye'de millileşmesi gereken şeylerin başında Eğitim ve Ekonomi en önemli noktayı tutmaktadır. Eğitim sistemimiz batılı bir düşünce ile oluşturulmuş ve yabancı dille eğitim artık herkesin olmazsa olmazı durumuna getirilmiştir. Ayrıca ekonominin millileştirilmesi ve en önemlisi milli bir burjuvazinin oluşturulması çok önemlidir.
Fransız devlet adamı ve aydını Le Martin Türkler ile ilgili hazırlamış olduğu kitapta şunları dile getiriyor özetle " Batılı güçler aynı geçmişteki Roma, Yunan kültüründeki gibi istila ettikleri toplumdaki tüm yerel kültürün, yaşamın, kültürün, edebiyatın, medeniyetin, örflerin üzerinde eritme operasyonuna giderler ve halkı bir anda silahla değil benliksizleştirme ile birlikte yok ederler ve sonra orayı talan ederler". İşte bugün bizim yaşadıklarımızdan bunda ibarettir. Batı bizim benliğimizi söküp almaktadır. Kimliksiz bir halkın sömürgeleştirilmeside bir o kadar kolaydır.
Milli burjuvazi milli üretime yönelecek ve ülkesinin çıkarları adına üretim yapması istenecektir. Dışardan getirme çılgınlığının zirve yaptığı günümüzde üreten insan modeli artık hatıralarda yerini almaya yüz tutmuştur. Milli burjuvazide yok edilmiştir.
Türkiye artık sınıfsızlaştırılmış bir toplum modeli ile karşı karşıya. Ne bu batının icadı beyin yıkama, uyuşturma işkencelerine karşı gelebilecek bir işçi sınıfı ve aydını kalmamıştır. Milli bir burjuvazisi kalmamıştır. Artık bunlar azınlıktadır. İstenilen yavaş yavaş başarılıyor. Sol bu ülkede muhalefet yapmaya karar vermedikçe Merkez sağ bu ülkenin 70 yılına daha tabi olacaktır. Demokrasi denen kavram bu ülkede sadece sermayeye, aristokrat, Avrupacı burjuvaziye, kompradorlara, bürokratlara hizmet etmeye devam ettikçe ve buna ses çıkartamayan bir toplum oluştukça işler hiçte yolunda gitmeyecektir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır