29/11/2008 · Kategori: Dış Politika, Strateji, Küresel Güç

Kafkasya'da denge politikaları

Geçtiğimiz yaz ayını hemen kuzeyimizde Kafkasya coğrafyasında vuku bulan ufak çapta savaş düellosu ile geçirdik. Savaşın adı belki Rus-Gürcü savaşı gibi görünse de asıl arkasında yatan NATO'nun Gürcüleri öne sürerek aslında gizli kapaklı NATO-Rusya savaşını vermeye çalıştığını daha ilk gününden anlamakta zorluk çekmedik. 
Adeta 40-50 yıl öncenin soğuk savaş dönemini anımsatan tabloda ipler iyice gerilmiş ve karşılıklı güç gösterileri ve restleşmeleri hep birlikte takip etmiştik. Batı'nın Asya coğrafyasında sınırsız özgürlük parolasıyla yola çıktığı dönemde Abhaz'lara ve Oset'lere karşı Gürcistan'ın yanında toprak bütünlüğü gibi inandırıcı gelmeyen bir tavırla yaklaşması hangi emeller içerisinde olduğunu çok iyi gösteriyor olsa gerek.

NATO'nun son sürat yeniden bizleri çok kutuplu dünyaya götüren Rusya'nın sınırlarını zorlayacak şekilde ilerlemesi ve Rusya'ya karşı açık tehdit olan füze rampalarının Rusya'nın burnunun dibine kadar sokması zaten gergin olan bölgede tekrar bir kargaşa ortamı sağlanmasına yol açtı.

Bunun karşısında Asya'da yeni bir güç birliği oluşturma çabasındaki Rusya ise çevresindeki ülkeler ile eskisinden daha farklı ikili ilişki içerisine girmesi münasebetiyle bölgede farklı denge politikalarının sürdürüleceğini ve kimlerin kimin tarafında yer alacağını bu güç gösterilerinden çıkan sonuçlara göre belirleneceği düşünürsek İran gibi Amerika ile mücadele içerisindeki devletin safının şuan adına nerde olduğunu anlamamız zor olmasa gerek. 

Kafkasya ve Orta Asya coğrafyasında bu farklı birleşmelerin enerji kaynakların hakimiyeti ve ağır silahlı savunma mekanizmasının oluşturulması adına bölgedeki şu anda yaşanan durgunluğun sadece saf belirleme adına olduğu ve bunun bir ikinci raundunun her an gelebileceği endişesini ortaya seriyor. 

İran belki de Rusya'nın gelen bu dış politika atağının da etkisi ile İsrail'e daha fazla diş bilemesi ile barut gibi patlamaya hazır bomba görünümündeki ilişkilerin daha da fazla gerileceğini ve belki de herkesin tavrını yeni Amerikan başkanının tutumuna göre ayarlayacağını düşünmemek zor olmasa gerek.

Gürcistan'da batının ve İsrail'in desteği ile kahramanlık gösterilerine girişen Saakaşvili postun pahalı olduğunu görmesi ve batının kendini kullandığını anlaması üzerine çark etmeye çalışsa da bu süreç en fazla ikili ilişkilerin(Rusya-İran) gelişmesi adına İran'a yaradığı kesin. 

Çünkü artık dengeleri korumak adına İran'ın silah politikasını ve nükleer çalışmalarına daha fazla göz yumacak bir Rusya ile karşı karşıyayız. Şimdi İran açısından sesler daha yüksek çıkıyor İsrail'e karşı. Bunu Türkiye ziyaretinde de dile getirmişti Ahmedinecad.

İsrail olası bir İran-Amerika savaşında kendisinin de etkin rol alacağını bildiği için kendisine saldırı üssü aramakta ve Türkiye, Gürcistan arasında mekik dokuyarak durumunu korumaya çalışmaktadır. Bunun tam tersi yönünde ise İran ve Rusya ise ellerinde koz olarak Suriye'yi kullanacaktır. Bilindiği üzere Rusya-Gürcistan çatışmasında Rusya tarafında demeçler veren Beşar Esad, dış politikasında Rusya'nın büyüyen güç olduğunu deklare ederek barışta ve savaştaki cephesini şimdiden ortaya koymuştur.

Rusya kendi ulusal güvenliğini tehdit edecek her unsuru savaş sebebi olarak görmesi ve üstü açık yada kapalı olarak boğazları yol geçen hanına çeviren Türkiye, her zaman Amerikancı politika izleyen İsrail ve Amerika ile füze kalkanı anlaşması imzalayan Polonya'ya göndermelerde bulunması bölgede durumun aslında İran lehinde işlediğini bu yaz dönemindeki çıkışın İran'ın stratejik çıkarları adına fayda sağlamasını maalesef Türkiye adına sadece izlemekle yetiniyoruz.

Rusya ve İran ellerinde ki enerjinin merkezi olma politikasını çok iyi oynadıklarını ve batının tüm tehditlerini bertaraf edecek bir politika ile batının kirli oyunlarını ellerine yüzlerine bulaştırmalarına sebep olmaları ile iyi bir dış politika örneği çizdikleri kesin.

Türkiye'nin Kafkasya açılımı

Belki basit bir sınır kavgası ve etnik özgürlük isteği olarak baş gösteren bu Kafkasya meselesinin içerisinde yatan nedenler böyle basite indirgenecek nedenler olmadığını bunun batı-doğu meselesinin, nükleer güç ve enerji kaynakları hâkimiyeti için ön prova olduğunu bu kargaşada Türkiye'nin Kafkasya açılımından kısa vade de sonuç çıkmamasının sebebi küçük balıkların zaten çoktan büyük balıklarca yutulduğunun ve bölgede belirgin bir siyasi ayrılığın netleşmesi üzerine gidilecek ittifakın kâğıt üzerinde kalacağının belirtisi olsa gerek ki açılım ses getiremedi. Türkiye galiba görüntü itibariyle tarafsızlığını korumaya çalışırken tarafsızlığını yitiren tarafta olmuş ve açılım amacına ulaşamamıştır. 


İran, Rusya desteğini de arkasını alarak güçsel ortaklık garantisini ile İsrail'e açık tehditler savurmaya başlaması bize savaşın habercisi gibi görünse de bölge artık o kadar karmaşık bir yapıya büründü. İçinde Türkiye, Irak, Suriye, İran, Rusya, İsrail, Lübnan, Ürdün, Kafkasya ülkelerinin de bulunduğu bu bölgede hangi iki ya da daha fazla ülkenin isimleri bu savaş sahnesinde anılacak bunu da zaman gösterecek.




EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »