Etnik kökenlere batı tarzı özgürlük
26/8/2008
"Dünya 200 devletli yapıdan 2000 devletli, 5000 devletli bir yapıya doğru gidiyor."
Butros Gali - Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Gerçektende sanki gidişat böyle gibi. Dünyanın yeni güçleri çıkarları adına bunu böyle istiyor. Batı Siyonizmi neredeyse Avrasya coğrafyası ve diğer birçok coğrafyada etnik kökenlere özel devletler kurmak adına "Demokrasi ve Özgürlük" parolası ile yola çıkmış durumda ve var gücüyle çalışıyor. Dünyada milli devletlerin hepsi parçalanmak üzere türlü etnik ve dini ayrılıklarla dağıtılıyor ve daha kontrol edilebilir hale getiriliyor.
Dünyada artık ulus devletlere tahammül kalmadı. Her etnik köken özgürlüğü için bir yerlerde etnik ayrılıkçı örgütlenmelere gidiyor. Dağlar militanlardan geçilmiyor. Hepsi küreselleşen dünyadan bir parça zenginlik ve itibar kazanabilmek adına her türlü ikiyüzlülüğe açık bir şekilde eğitim alıyor. Batıdan destek alıyor. Bunun dışında şehir merkezlerinde batının özel vakıfları sayesinde "Demokrasi sevdalısı" gençlik oluşturuluyor. Bunlar muhalif ses olarak yükseliyor ve bir anda küreselleşmenin faydalarını, batılı gibi hür yaşamayı, batının çağdaşlığını, zenginliğini, tarihini cebinde parası olmayan, hayatını zor kazanan toplumun geri kalan kısmına anlatıyor ve taraftar topluyor.
Dünya bir zamanlar içerisinde her türlü etnik kökenin barış içinde yaşadığı birbirlerini sevmeseler de düşmanca bakmadıkları devletlere sahipti. Amerika 1980'lerin başında başlattığı demokrasi hareketleri ile tüm bu geri kalmış coğrafyaların hepsine ajanlarını ve sermaye babalarını gönderdi.
Bir anda onlarca etnik kökenin bir arada yaşadığı Yugoslavya yok olup gitti. Onlarca parçaya bölündü. Halende ufak etnik kökenler bağımsızlık kışkırtmaları altında özgürlüklerin peşinde. Irak şimdi üç parçaya bölünme eşiğinde. Sovyetler Birliği parçalandı ve halen bugünlerde birkaç parçaya ayrılmak için gün sayıyor. İran için öngörülende yaşayan milyonlarca Azeri yurttaşının bağımsızlık çığlıkları atması. Sırada kim var? Elbette ki bizde bu tehditlerle karşı karşıyayız.
Dünya bölünüyor. Merkezden kontrolü daha kolay ufak devletçiklere bölünüyor. Dünya etnik atomlarına ayrılıyor ama ilginçtir ki tek dil, tek fikir olarak ayrılıyor. Batı bunu böyle istiyor. Avrupa Birliğinin kurucu üyeleri dışındaki diğer tüm üyeleri bu ulus devletlerden parçalanmış devletler. Sırada Türkiye mi var? Bizimde etnik özgürlüklere sınırsız destek vermemiz mi gerekiyor? Türkiye doğuda ve güneydoğuda bu özgürlükleri sağladığı vakit acaba Avrupa Birliğine girmeyi hak etmiş olacak mı? Bugün Osetlerin ve Abhazların bağımsızlıklarını duyurduklarını gördük. Kimyayı bile alt edecek etnolojik çalışmalar devam ediyor. Atomlarına ayrılanlar bile parçalanıyor. Kafkaslarda sıra Dağıstan bölgesine doğru kayacak gibi.
Yakın coğrafyamız ve Misak-ı Milli sınırlarımız içinde kaynayan etnik özgürlükler ve bağımsızlıklar meselesi bize batının hediyesi olduğu kesindir. Atatürk'ün "Yurtta barış dünyada barış" vecizesinden yola çıkarak söylenecek önce içimizde güçlü bir devlet otoritesi ve arkasından bölgesinde lider bir Türkiye imajına milli bir hükümetle acil ihtiyacımız olduğu kesin.
0 yorum yazilmistir