3/6/2009 · Kategori: Dış Politika, Strateji, Küresel Güç

En iyi ihraç malı Asker

“Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir” G.Soros

Batının kan emici finansörü George Soros dünyada Türk halkının ne işe yaradığını böyle anlatıyordu medya yoluyla bizlere. Türkiye’nin müstemleke siyasetçisi ve elit burjuvazisi kırk yılı aşkındır batının içinde yer alabilmek için sınırsız tavizlerle batının önünde el pençe divan durup, pastadaki payını alabilmenin fırsatlarını pervasızca kovalıyordu.

 

Türk askerine biçilen fiyat

Aslında Soros söylemlerinde haklıydı. Onlara göre Türk askerinin bir maliyeti vardı ve bu batı için değeri biçilebilecek miktardaydı. Türkiye ilk ihracı Temmuz 1950’de Kore’ye toplam 4500 civarında askerini yollayarak gerçekleşecekti. O zamanın Amerikan Dışişleri bakanı Dulles’in ağzından şu sözler dökülüyordu. “Bir Türk askeri bize 23 sente mal oluyor”. Bu NATO’ya girebilmenin bedeliydi. Toplam 721 şehit ve 2111 gazinin Amerika Birleşik devletlerine maliyeti bu kadarla ölçülüydü. Çünkü Senatör Cain’in de dediği gibi “Amerikan piyadelerinin bu paylaşım savaşında yıpranmaması için diğer devletlerin desteğine de ihtiyaç vardı”.

Türkiye bugün Türkî cumhuriyetlerdeki birçok ordunun eğitim hizmetlerinde görev alıyor. Çünkü 90’lı yılların başında Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan süreçte batının finansörlüğünde Türkiye’ye biçilen rol “Batı kontrollü bir Türkistan” modeliydi. Fakat bu o coğrafyada çok çabuk anlaşılacak ve batı Türkiye’nin öncülüğündeki girişimden başarısızlıkla ayrılacaktı.

Türkiye’nin elit gücü batıya uyum adına geçen 40 yıllık süreçte kendi evlatlarının uluslar arası bir piyon olarak kullanılmasına sesini çıkarmayacak ve batının kendisine biçtiği ucuz ceset ihtiyacını tam anlamıyla yerine getirecekti. Türk askeri yaklaşık 60 yıldır dünyanın en sorunlu bölgelerinde kaderine teslim edilmiş şekilde görevini ifa etmekteydi. Ve şuan yeni görevi için hazır kıta bekletilmektedir.

Bugün maalesef Türkiye’de çok partili dönem dahil olmak üzere en Amerikancı hükümet görev başındadır. Amerika’nın “Büyük Ortadoğu projesine” eş başkanlık görevini büyük bir keyifle sürdüren Türkiye, bu projenin suya düşmesiyle oluşturulan “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi”nde de en önemli Truva atı rolünü üstlenmeyi kendine borç bilmiştir.

Bize tozpembe gösterilen Obama ziyaretinin arkasında da yine en iyi “İhraç Malı”nın enerji kaynaklarının korunması çalışmasında ihtiyaçları karşılaması üzerine görevlendirileceğini anlamamak ahmaklık olur.  Hatırlanacağı gibi ülkemizi geçtiğimiz yıllarda ziyaret eden Kraliçe’nin konuşmasının başında Sorunlu bölgelerdeki güvenli enerji kaynaklarının korunması yönündeki çalışmalarımızdan dolayı sarf ettiği teşekkür bizlere bugün Orta Doğunun şekillenmesi adına ne gibi bir görev yüklendiğinin açık göstergesi değil midir?

Maalesef ülkemizin Orta Doğuda ki bu kaotik ortamda bir piyon, bir davetli misafir olarak öne sürülmesi siyasi açıdan hiçbir vizyona sahip olamadan askeri bir güç olarak kullanılması tarihi derin olan bu toprağın insanlarını derin bir şekilde kahretmektedir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »