Doğunun Azizleri
İnsanoğlu binlerce yıldır hakimiyetlerin savaşlarını verebilmek için mücadelelere kalkışmıştır. Bu insanlık savaşlarının koordinatları genellikle doğu-batı savaşı olarak bizlere yansımış ve bu savaşların daha binlerce yıl süreceğinin de haberini bizlere getirmiştir.
Bu iktidar savaşları öyle bir gövde gösterisine dönüşmüş öyle kişilere tanıklık etmiş ki bugün bile o günlerin heyecanını, korkusunu, mistik havasını kitaplarda pür dikkat okuyor ve kendimizde o sahnelerden bir kahraman ediniyoruz. Tarih kimleri yazmadı ki. Doğunun yenilmez prensi Attila karşısında, Batının menzil tanımaz İskender'ine, bozkırların savaşçı Cengizhan'dan, Uzun bacaklı Richard'ına, Kutsal toprakların aslanı Selahaddin Eyyübi'den, Anadolu'nun aslanı Alparslan'a ve Napolyon'undan son komutan Mustafa Kemal'e kadar.
Bütün uygarlıklar muhakkak ki kendi uygarlıkları dönemlerinde bir büyük lidere daha doğrusu liderliklerinden daha çok cesur komutanlıklarına şahit olmuşlardır. Bu da bize gösteriyorki uygarlıkların ve toprakların genişletilme isteği bitmedikçe gelecek tarihte de bu tip liderlere sahip olunacağı kesindir.
Ama günümüzde Demokrasi denen "kılıçsız savaş" taktikleri sayesinde savaşlar artık cenk meydanında değil masa başlarında bitiriliyor. İşte batı tarihi son 100-150 yıldır bir kahraman çıkarmakta zorlanıyor. Çünkü batı binlerce yıldır verdiği mücadeleyi kahpece yönetmeye çalışıyor. Batı artık siyasallaştırdığı bilim sayesinde kendisini ne kadar bir gömlek üstün olarak görse de doğunun unutulmaması gereken manevi havası ve olaylara mistik bakışı karşısında büyük varlıklar gösteremiyor. Bir türlü istediği direnci kıramıyor. Çünkü savaştığı doğu uygarlıkların hepsinin bir önceki medeniyetleri binlerce yıldır bu topraklarda at koşturuyor.
Batının binlerce bombalı gücü, korkunç silahları, ölümcül makineleri de olsa doğunun çocukları onlara tarihin tüm mistik havasıyla da olsa direniş gösteriyor. Doğu yeni bileği bükülmezler yetiştiriyor. Putin tek kutuplu dünyaya bende varım diyor. Ahmedinejad tüm alçak gönüllüğü ile doğunun batı karşısındaki sesi kulağı oluyor. Emperyalizme meydan okuyor ve inançlarını batının kirli elleri altında ezdirmiyor. İşte Nasralllah. Bir terör örgütü gözüyle bakılan örgütüyle birlikte tank, tüfek dinlemeden batıya karşı kalesinde direniş gösteriyor.
Bunları gerçekleştiren sadece ve sadece doğunun önem verdiği ve batının yok etmeye çalıştığı, hakir gördüğü maneviyatçılık ile alakalı bir durum. Doğunun maneviyatı (İslam, Konfüçyüs, Budizm) gibi tamamen esareti yasaklayan, ruhunu satmayan, teslim olmayan bir gelenek ve öğreti ile insanlık dersi vermesi karşısında batı hiçbir kuvvetli ordu ile bu insanların ruhunu teslim alamaz ve alamayacak.
Batı, doğunun tasavvufuna, inançlarına, paylaşımına, sevgisine, dostluğuna, kardeşliğine, kırlarına, çiçeklerine, böceklerine, martılarına, kırlarına aç bir şekilde binlerce yıl daha yaşayacaktır. Çünkü kırları, böcekleri o cansız taşları insanların hizmetine sunan yüce yaratıcının sevgili azizleri dünyada sevgi, barış ve insanlık dağıtıyor. Mevlana'lar, Mahatma Gandi'ler, Konfüçyüs'ler doğunun binlerce yıldır hüküm sürdüğü topraklara aşkı, paylaşmayı, fazileti, birlikteliği en önemlisi yaratıcıdan başkasına boyun eğmemeyi bu insanlara öğretilerinde anlatmışlar. İşte bu mistik ruh hiçbir esareti kabullenmeyecek derece onurlu bir savaş veriyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır