Beyaz Adamın Uygarlık Laneti

“Beyaz adamın yükünü omuzla
Yetiştirdiklerinin en iyilerini yolla
Sürgün kaderin olsun oğulların için
Senin tutsaklarına hizmet için;
Ağır işlerin başında bekle
Telaşlı ve vahşi halklar üzerinde
Yeni ele geçirdiği ve suratı asık
Yarı şeytan yarı çocuk.”
Rudyard Kipling - 1899
Yukarıdaki dizeleri okudunuz. Batının sömürgeci zihniyeti adına yazılmış ve ona bir görev yükletmiş olan bir şiir. Bundan tam 110 yıl önce Amerika’nın Filipinleri işgali zamanında yazılmış beyaz ırkın sömürgeci zihniyetini gözler önüne seren mide bulandırıcı kelimeler. O zamanın ABD Başkanı Wiliam McKinley’in tıpkı bu zamandaki Irak, Afganistan işgallerinde olduğu gibi şimdiki adıyla demokratikleştirme o zamanki adıyla uygarlaştırma projesiyle bir halkın kültürünün, tarihinin zenginliklerinin ırzına geçtiğinin tarihi kalıntıları.
Batı koordinatları dışında yaşayan insanların batılılarca nasıl göründüğünü bu sözler apaçık bir şekilde göstermektedir. Batı hep medeniydi ve doğunun “şeytansı” “barbar” halklarına kendi biçimlendirdiği uygarlık ateşini götürmeliydi. Bu hediye bazı toplumlara demokrasi yoluyla bazı toplumlara ise kan yoluyla enjekte edilmeliydi.
ABD için elbette ki zirvenin en tepesinde yer almak oraya ulaşmaktan daha zor olduğu için hegemonyasını sürdürebilmesi adına dünyadaki çeşitli bölgelere doğrudan veyahut dolaylı olarak müdahale etmekte ve bir müddet daha egemenliğinin keyfini çıkartmakta.
Beyaz adam, enerji kaynaklarının egemenliği adına Ortadoğu'dan başlayarak Afganistan ve Pakistan’ında yer aldığı yeni enerji haritasını Obama ile yeniden tasarlama çabası içinde. Kılıf her zamanki gibi “Medeniyet”, “çağdaşlaşma”, “Demokratikleşme” maskesi altında sömürge, açlık, köleleştirme, etnik ayrımcılık ve mezhep çatışması. Bu 100 yıllık süreç içerisinde “Demokrasi” kelimesinin sıkça tekrarlandığı bölgelerde ilginçtir ki terör eylemleri ve iç çatışmalar durmak bilmiyor.
Batı aslında son yıllarda büyük bir toplumsal bunalım yaşıyor. Toplumsal bir terörizm haline gelen bu psikolojik bunalımda yaşanan sıkıntıları ört bas edebilmek adına İslam’ı kendisine hedef seçiyor ve “Terör” ile “İslam” kelimeleri yan yana işlemek adına elindeki tüm gücünü kullanıyor.
Kendi geçmişini unutup İslam’ın kökenlerinde var olduğuna inandığı 'terörizm'in kanıtlarını bulmaya çalışıyor.
Gerçek tarih insanlık tarihinin en acı sahnelerinin hepsinde batının kirli oyunlarının olduğunu bize belgeliyor. Modern zamanlar Irak’ı, Afganistan’ı geçmişte Somali’yi, Bosna’yı, Vietnam’ı, Cezayir’i, Güney Afrika’yı, Kongo’yu, Lübnan’ı, Filistin’i, tarihin kara sayfalarına ekledi. Batı, tarih kitaplarının hangi sayfasını çevirdiyse hep kendi atalarının vampirleşmiş vicdanları ile karşılaştı. Peki, ne yaptılar? Kendi toplumlarını uyuttular. Bu insanlık vahşetinin sorumlusu olarak bu coğrafyanın insanını gösterdiler.
Koca ordularıyla annesinin, teyzesinin, kız kardeşinin ırzına geçenlerden, insanlık katliamını işleyenlerden öcünü almak isteyeni ise terörist ilan edip ona uygarlık ve demokrasi dersi vermeye kalkıştılar. Beyaz adam tüm lanetiyle üzerimize kâbus gibi çöktü çökmeye devam ediyor. Onun planları ve projeleri için kültürümüzden, onurumuzdan, şerefimizden, canımızdan, malımızdan olmaya ses çıkartamaz duruma geldik. Bizi biz yapan tüm güzelliklerin delik deşik edilmesine modern siyaset göz yumdu. Tarihin en acı dersleri tek tek önümüze sunuldu. Bize ise suni gündemlerle yaşayıp onlarla avunma izni verildi. Bunlar şu güzelim coğrafyaya yapılabilecek en büyük zulümdür. Bu zulüm insanlık tarihi kadar eski uygarlıkların merkezindeki bu toprakların halkının üzerine yapışmaması adına tüm ideolojileri, sabit fikirleri, kişisel çıkarları bir kenara bırakalım ve birlik beraberlik kılıcına sarılalım. Sarılalım ki ilerde kırkikindi yağmurlarıyla ıslandığımız, beş vakit abdest aldığımız, kırlarında şen şakrak dolaştığımız bize ait bir toprağımız olsun.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır