Türk - Azeri İlişkileri
Azerbaycan Türkiye’ye nota koyuyor. Olmadı sonra Türkiye bir nota gönderiyor. Birisi stada bayrakları almayıp hepsini çöpe sallıyor. Diğeri şehitlikteki bayrakları indiriyor.
Bir zamanların kardeş, gardaş demekten kendilerini alamayan iki dostu bu aralara kriz üstüne kriz yaşıyorlar. Her iki ülkede bir doğu bir batı rotalı politika izliyor. İşine geldiğinde batıcı tavır takınan İlham Aliyev işine geldiğinde stratejik ortağımız Rusya'dır diyor. Aynı şekilde ABD’nin emrinde görünen Erdoğan, gerçek rota doğudan da vazgeçemiyor.
Ülkemde ki şoven milliyetçiliğe kızıyorum. Kemal Paşa'nın dış politikası bölgesel ittifaklara dayanır. Siz güçlü ülke olmalısınız. Çevrenizde o kadar sorunlu ülke var ki. Biz bunları Emperyalist güçlere karşı korumalı ve onları mazlum milletler olarak değerlendirerek yardımcı olmalıyız. Mesela Ermenistan emperyalizm kölesidir.
Benim dış politikam ile hükümetin dış politikası arasındaki en büyük fark onlar emperyalist batı ile ittifak içerisindedir ben ise doğu halkları yani mazlum milletler ittifakı içerisinde dış politikalar izleme taraftarıyım. Bugün Azerilerde bu mazlum milletler sınıfına girer Ermenilerde. Hatta Suriye, Irak, Pakistan vs. vs.
Gidin Gazi Paşanın Kurtuluş savaşı yıllarındaki Anti-emperyalist tavırlarını öğrenin. O hiç bir ırk, millet ayrımı gözetmeksizin her ülkenin kendi emperyalizm savaşını desteklemiştir. Bizde Ermenistan'ın diasporaya olan(eğer gerçekçi ise) savaşına destek verip doğu halklarının batıya karşı birleşmesinde ön ayak olmalıyız. Ama yönlendiren biz olmalıyız. Taviz vermemeliyiz. Ermeni meselesinin gidişatını Erivan-Ankara merkezli tutmalıyız.
"Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre halledilmek istenen mesele, Kars Antlaşması'yla en doğru çözüm şeklini buldu. Asırlardan beri dostane yaşayan iki çalışkan halkın dostluk bağları memnuniyetle tekrar kuruldu."
Mustafa Kemal Atatürk
1 Mart 1922 - TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşması
Bu söze ne denilebilir. İşte siyaset adamlığı budur. Konuyu bu kadar sığ milliyetçilikle düşünmeden getirmesi gereken noktaya taşımış ve sorunun iki milletin arasında ki sorun olarak görünmesinden ve öyle algılanmasından ziyade arkasında emperyalist güçlerin varlığının olduğunun tescillenmesi adına başka ne söz söylenebilirdi ki?
Asırlardan beri dostane yaşayan halklar diye başlayan ve dostluk bağları yeniden kuruldu diye bitirilen son cümlede ise o günün şartlarını iyi düşünün. 1915 olaylarının üzerinden sadece 7 yıl geçmiş ve Gazi paşa diyorki: "dostluk bağları memnuniyetle yeniden kuruldu. "
Yazım yanlış tarafa çekilmesin. Atatürk, Ermenilerin has yüzüne hasret olduğundan değil Emperyalizme karşı mazlumlar ittifakını tüm yakın coğrafyaya yayabilme ve Osmanlı tebaası altında yaşamış ve merkezin basiretsiz yönetimleri karşısında emperyalizminde kışkırtmasıyla düşman olmuş halkların tekrar bir arada ittifaklar içerisine girmesinden doğacak memnuniyeti dile getirmiştir.
Birde bu Azerbaycan-Türkiye arasındaki derin köprülerden bahsediliyor ben hep buna takılıyorum. Bu köprü dedikleri olaylar hiçte ulusal kurtuluş savaşı yıllarımızdaki gibi bir köprü değildir ki. Bu işin aslında ikinci köprüsüdür günümüzdeki. Bu köprü 1990'ların başında doğu bloğu yıkılıp bağımsız Türk devletleri kurulduğunda atıldı. Bu atılımların ilkinde Özal'ın meşhur Türki cumhuriyetler açılımı vardır.
Bu açılımlar Amerika'nın işbirlikçiliği ile gerçekleştiği için samimiyetsizce gelişmiştir. Amerika yeni Avrasya projesinde Türkiye'yi koz olarak kullanmış. Bunu bağıra çağıra söylüyorlar. Türki devletler bizi sevmezler. Çünkü bizim politikamız batıdır. Batının çıkarları ile şekillenmiş bir dış politikaya sahibiz. Oysa Türki devletler bu Turuncu, kadife, gül devrimlerine kadar çoğunlukla Avrasyacıdır, doğuludur.
Bu iki çatışan politikanın nasıl köprü kurmasını beklersiniz. Azerbaycan ile Türkiye'yi yakınlaştıran yine Amerikan çıkarlarıdır. Amerika İran ve Rusya'nın olmadığı her enerji projesinde geçiş yolu olarak Azerileri, Gürcüleri ve Türkleri kullanır. Bizim ortak bağ dediğimiz siyaseten batının çıkarlarını yani sistemin çıkarlarını savunmaktır.
Ama madem milliyetçilik yapacağız. O zaman milliyetçi eleştiri getirelim. Türkiye ile Azerbaycan arasında ortak bir bağ kurulacaksa bu doğu politikası olmalı. Böyle Amerikan menfaatli ortaklıklar gün gelir yine dış destekli bugünkü olaylara gebe olur. Türkiye doğu bloğunu denemedikçe samimiyetsizliği ile hiçbir ortak noktada buluşamaz Türk devletleri ile. Yine Gazi Paşa'nın dönemindeki mazlum milletler liderliğine soyunup bu devletlerle Rusya'yı da fazla devre dışı bırakmadan yeniden milli birlik çerçevesinde ele almalıyız. Yani benim kendi görüşümce Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kurulmuş bu 90'lı yılların başından beri gelen süreçteki politika milli değildir, samimi değildir. Bir sistem(emperyalizm) projesidir.
Birde bir söylem var sürekli vurgulanan “İki Devlet tek Millet”. Bu söylemin sahipleri kimlerdir? Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev. Yani geçmişleri meçhul iki siyaset adamının sözleri milliyetçi cephece baş tacı edilmesi ilk başta bana garip geliyor ama en azından siyaseten olmasa da iki halkın kendini tarihsel bağlardan dolayı kardeş görmesi açısından da isabetli sözler.
Şimdi bazı sorular sormakta ve bunlara cevap aramakta fayda var.
1) Ermenistan'ın işgal ettiği Dağlık Karabağ bölgesinden Ermenileri çekilmeye zorlayacak güç Türkiye mi dir yoksa Rusya mıdır? Olduda Azerbaycan Rusya'dan olumlu bir yanıt alamadığı zaman ensesinde koca bir dev olan Rusya'ya karşı bir tavır içerisine girebileceğine inanmaktamıdır? Yani Karabağın ana çözümcüsü Azerilere göre bizmiyiz yoksa Rusya mı?
2) BTC projesi şu zamana kadar bazı aksaklıklar! sebebiyle tam kapasite hiç çalışamadı. Çünkü Azeri petrolü bu proje için yetersiz kaldı ve Kazak petrollerine ihtiyaç duyuldu. Kazaklar ise işi ağırdan aldılar. Bu aksama içerisinde Rusya'nın payı yüksek ise Azerbaycan devleti bu projede de kime öncelikli olarak şirin görünmek zorunda kalmıştır? Türkiye'ye mi Rusya'ya mı? Yani Azerilere göre ekonomik güç bizmiyiz yoksa Ruslar mı? Bu notanın aynısını Ruslara verebilirlermiydi?
3) Nabucco projesi Rusya'sız bir doğalgaz yolu haritası iken neden Azerbaycan Nabucco projesinin altına imza atarken gazın bir bölümünüde Ruslara vermeyi taahhüt etmiştir? Rusya onlar için hegemonik bir devletmidir?
4) Rusya'nın hinterlandında yer alan petrol bölgesinde Azeriler her ne kadar emperyalist sisteme çalışır gibi görünselerde Rusya'nın gücünü es geçip Türkiye ile batının menfaatleri doğrultusunda özgür bir proje içerisinde yer alabilirlermi?
Yani bugüne kadar hep tarihsel bağlar etrafında toplanarak Azerbaycan'ın haklarını savunurken acaba Azeriler bu çözümü bizim gibi dış siyasette zaten basiretsiz olan Türkiye'de mi arıyorlar yoksa Rusya ilemi lobi faaliyetlerine girişiyorlar?
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Taraf Gazetesinin yazarı Sevan Nişanyan, Atatürk'ün gençliğe hitabesini değiştirmiş kendince bir şeyler yazmış. Hele bir yer var ki ne denilebilir üstüne merak ettim. Değişim mi ne değişim hemde. Yazıyı evirmiş çevirmiş milli müdafaadan, küresel teslimiyete getirmiş bunun adını da Demokrasi koymuş.
Geçtiğimiz günlerde bir haber gazetelere düştü. Sakarya'da bir adam otobüste konuşma yaparken Kürtçe konuştuğu için tartaklanarak linç edilmek istenmiş. Türkiye'nin bölge bölge ne tür hassasiyetler içerisine girdiğini bu haberle gözlemlemiş olduk.